30 Ocak 2018 tarihinde bir şafak operasyonu ile gözaltına alınan, 10 günlük bir gözaltı sürecinden sonra 8 Şubat 2018 tarihli mahkemede tutuklu yargılanmasına karar verilen Alparslan Kuytul Hocaefendi dokuz buçuk aydır Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevinde bulunmaktadır.

Sosyal medyada enine boyuna konuşulan bu konu; çoğunlukla çarpıtılmış, hakkında yandaş haberler yapılmıştır. Bunun yanı sıra “ Alparslan Kuytul’un Gerçek Suçu Ne?” sorusu sorulmak istendiğinde tam bir argümana ulaşılamadığı görülmüştür.  Bahsi geçen sebepler bu konuyu en baştan ele almayı zorunlu kılmıştır.

Bundan hareketle hazırlanan yazıda 30 Ocak 2018 Salı günü Alparslan Kuytul Hocaefendi’nin evine baskın yapılmasının, gözaltına alınmasının ve tutuklu yargılanmasının sebepleri tam metin halinde kamuoyuna sunulmaktadır.

O’nu tanıyan herkes bilmektedir ki asıl suçu Tevhid’i anlatması ve Hükümeti bazı yönlerden tenkit etmesidir. Fakat realitede kendisine hangi suçlar isnat edilmiş, Hocaefendi bu suçlamalara nasıl cevap vermiş, isnat edilen suçlarda düşen bir dava var mı hepsi ve daha fazlası bu yazımızda sizlerle…

 

ALPARSLAN KUYTUL’UN GERÇEK SUÇU NE?

Ocak 2018 tarihli ani şafak operasyonu ile apar topar Adana İl Emniyet Müdürlüğü’nce gözaltına alınan Alparslan Kuytul Hocaefendi hakkında ilk açıklama, 5 Şubat tarihinde Av. Adem Tural’dan geldi. Yapılan açıklamaya göre Hocaefendi;

  1. Cumhurbaşkanına hakaret
  2. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik (mayıs ayında beraat etti)
  3. Terör örgütüne üye olmak (mahkeme sürecine kadar hangi örgüt olduğuna dair bir bilgi verilmemişti)

Suçlamaları ile gözaltına alınmıştır. Hocaefendi, gözaltı süresi boyunca yalnızca bir terör örgütüne iltisak ile suçlanmış, kendisi de savunmasını buna göre hazırlamıştı. Hakkında başlatılan soruşturma kapsamında 10 gün süren gözaltının ardından 8 Şubat tarihinde mahkemeye çıkarılmış, mahkeme heyeti Hocaefendi’yi bir değil dört ayrı terör örgütüne iltisak ve propaganda suçu ile yargılamıştı. 9 Şubat tarihli mahkemedeki savcı suçlaması şu şekilde;

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma yönetme, özel belgede sahtecilik, dini inanç ve duyguların istismarı suretiyle dolandırıcılık, kamu kurum ve kuruluşları, vb. tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme (FETÖ/PDY), yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak (PKK/KCK), mal varlığı değerlerinin gayri meşru kaynağını gizlemek

Hocaefendi sözlerine, gözaltı sürecinde kendisine yöneltilen suçlamalar ile mahkemede görülen suçlamalar arasında farklılık olduğunu, savunmasını hangi suçlamaları esas alarak yapması gerektiğini bilemediğini ifade ederek başladı. Yazımızın bu kısmında Hocaefendinin DAEŞ, PKK, FETÖ suçlamaları üzerine vermiş olduğu cevapları paylaşıyoruz:

DAEŞ Beni Ölümle Tehdit Etti, Alakamın Olmadığı Buradan Bellidir 

Tüm Türkiye Alkışlarken Ben Onları Tenkit Ediyordum

Selahaddin Demirtaş’a “ Bu Senin Alnında Kara Bir Leke Olarak Kalacaktır” dedim

PKK, DAEŞ Veya FETÖ İle Beni Suçlamak Akıl Karı Değildir!

Okumak için linke tıklayınız: https://alparslankuytul.com/2018/alparslan-kuytul-hocaefendinin-merak-edilen-savunma-metni.html

Dört örgüte ayrı ayrı mensubiyetle yargılanan, buna karşılık kendi hakkında yaptığı savunmada isnatlara cevabını açık bir izahla tek tek vermiş olan ve ilk mahkemeden beraatı beklenen Alparslan Kuytul Hocaefendi hakkında adaletin sırtına kambur olacak bir karar çıktı;  haksızca tutuklu yargılaması istendi. Bu karar doğrultusunda Hocaefendi,  Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevine sevk edildi.

9 aydan beri kaldığı dört kişilik koğuşta güvenlik tedbiri adı altında yalnızlaştırılmaya, tüm tutukluların sahip olduğu haklardan mahrum bırakılmaya ve bununla halktan tamamen izale olması, göz korkutması gibi hedefler güdülen bu şartlandırmalar av. Adem Tural tarafından reddedilmiş Tural, İnfaz Hakimliğinin tecrit gerekçelerini şu şekilde açıklamıştır:

“İnfaz Hâkimliği, 5275 sayılı kanuna göre aynı suçtan kimselerin bir arada kalabildiğini, Alparslan Kuytul’un ise birçok terör örgütü ile bağlantıdan sulh ceza hakimliğine sevk edildiğini ve bu nedenle kurumda barındırılan çeşitli terör örgütleri ile güvenlik tedbirleri gerekçesi ile aynı odada kalamayacağını beyan etmiştir. Buna göre hâkimlik bu kararla şunu söylemiş oluyor. DAEŞ’ten yatan bir kimse ile PKK’dan yatan bir kimse aynı koğuşta kalamaz. Bu hem bireyin canı, sağlığı açısından hem de cezaevinin güvenliği açısından risk taşımaktadır. Şimdi biz burada sormak istiyoruz: Bir kişi aynı anda bu örgütlere yardım edebiliyor da aynı odada niçin kalamıyor? İkisinden biri yanlış… Ya aynı anda yardım etmesi ya da aynı odada kalamayacağı yanlış… Burada bir çelişki söz konusu… Ayrıca dışarda bu örgütlere yardım etmişse diğerlerinin bundan mutlaka haberi olurdu. Diyelim bir kişi DAEŞ’e üye bunun yanı sıra PKK’ya da yardım ediyor. PKK bunu haber aldığı an o kişiyi infaz eder. Bu bir gerçek… Oysa bir kişi aynı anda hem PKK’yı hem DAEŞ’i hem FETÖ’yü desteklemesi en başta insanın fıtratına terstir.  “

Bu tezat yüklü gerekçeleri bütünüyle reddeden Hocaefendi, eşi Semra Kuytul Hocahanım ile yapmış olduğu ilk telefon görüşmesinde bu isnatları şu şekilde bir kez daha dile getirmiştir. Şimdi o bölümden bir pasajı sizlere sunuyoruz:

Hiçbir zaman teröre bulaşmadık elhamdülillah! Bundan sonra da bulaşmayacağız.

İslam düşmanlarına boyun eğmedik bundan sonra da boyun eğmeyeceğiz!

Onlara itaat etmedik bundan sonra da etmeyeceğiz!

Radikal olmadık çok şükür, hep Rabbani olmaya çalıştık, İslam ahlakına sahip olmaya çalıştık, bundan sonra da Rabbani olmaya devam edeceğiz!

Peygamberimizin metodunu izledik, anarşistlik yapmadık, bundan sonra da O’nu izlemeye devam edeceğiz!

‘Allah’ın dünyasında Allah’ın dediği olsun’ dedik, güzel bir medeniyet güzel ve huzurlu bir toplum meydana gelsin dedik, onun mücadelesini verdik, yine vermeye devam edeceğiz!

Beni rahatlatan şu ki; çok şükür dinimiz hak, davamız hak, metodumuz hak ve alnımız da ak elhamdülillah.”

Bu gelişmelerin ardından mahkeme, terör örgütüne üye olma suçunu “terör örgütlerine bilerek ve isteyerek yardım etme-propaganda yapma” olarak değiştirdi. İddianamenin hazırlanmasının ardından dosya ikiye bölündü ve dosyanın bir kısmı 8 Kasım 2018 diğer kısmı ise 22 Ocak tarihlerinde görülmek üzere mahkeme tarihleri kayda geçti. Bu ayrım şöyledir:

  1. a) silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme (FETÖ/PDY), yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak (PKK/KCK), mal varlığı değerlerinin gayri meşru kaynağını gizlemek
  2. b) suç işlemek amacıyla örgüt kurma yönetme, özel belgede sahtecilik, dini inanç ve duyguların istismarı suretiyle dolandırıcılık, kamu kurum ve kuruluşları, vb. tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık,

8 Kasım’da görülecek birinci kısım mahkeme dosyası:

– Yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak (PKK/KCK) olarak belirtilmiş olup bu gerekçe altında şu konuşmalara yer verilmiştir:

  • Afrin ile İlgili konuşması
  • Suruç Olayları ile İlgili konuşması
  • Sur Olayları ile İlgili Konuşması

– Silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme (FETÖ/PDY) suçlamaları ise şu konuşmalar ile ilişkilendirilmiştir:

  • Zaman gazetesi kayyum atanması
  • Demokrasi Nöbetleri ile ilgili Konuşmaları
  • Rus Uçağı ilgili konuşma ( ki bu ne FETÖ ne PKK ile uymamasına rağmen yine de iddianamenin bu kısmına dahil edilmiştir.)

Kendisine sorulan sorulara yalnızca analiz gayesiyle cevap veren Hocaefendi’nin bu cevapları; kesme, kırpma ters montajlama gibi kasıtlı hilelerle çarpıtılmış ve ifade özgürlüğü kapsamında, Kur’an Sünnet çizgisi dâhilinde yapılan değerlendirmeler bir takım mihraklarca kullanılarak aydın bir âlim, bu algı operasyonlarının en acı haliyle yaftalamak istenmiştir.

Yazımızın bu kısmında Alparslan Kuytul Hocaefendi’ye ait olup haklarında suç isnat edilen konuşmaların asıllarını sizlere sunuyoruz:

Tutuklama gerekçesinde hâkimin terör örgütü üyeliği suçlaması için gösterdiği tek delil Alparslan Kuytul Hocaefendi’nin Afrin’le ilgili bir konuşmasıdır. Tutuklama gerekçesinin bu kısmı şöyledir:

“Şüpheli Alparslan Kuytul’un Afrin operasyonuyla ilgili yayınlattığı konuşmalarının kamu düzenini bozacak, halkın vicdanını yaralayacak, toplumda infial oluşturacak nitelikte olduğu, söz konusu Zeytin Dalı harekâtı sürecinin dünya barışını sağlamak amacıyla, dünya mazlumları adına ve faydasına manevi bir milli seferberlik halinde yapıldığı, sınırlarımız içerisinde ve dışında cami, yaşam alanları ve harp meydanlarında gazi ve şehitlerin verildiği, 15 Temmuz Zaferinde ihanet için kendi halkına çevrilen tankların asli vazifelerine dönerek vatan müdafaası amacıyla harekete geçmelerinde aynı halkın bu sefer tankların önüne geçerek kurban kestikleri ve geceli ve gündüzlü, yaşlısı ve genci ile kendi evlatlarına ve aziz milletimizin ordusuna dualar ettikleri, şanlı Türk Silahlı Kuvvetleri’nin itibarını iade ettiği ve kahraman askerlerimizin canlarını hiçe sayarak en zorlu görevleri tüm dünyaya parmak ısırtacak tarzda dağlardaki mağara ve inlerine kadar ifa ettikleri milli bir halet-i ruhiyede, şüpheli Alparslan Kuytul’un “girmesi var bir de çıkması var, girersin ama çıkamazsın” diye devam eden söylemlerinin hangi amaca matuf olduğunun aşikar olduğu, Kuytul’un bir kanaat önderi yerine bir siyasi şahsiyet portresi çizmeye çalıştığı…”

Av. Adem Tural, kendisiyle yapılan bir röportajda bu gerekçe hakkında şu beyanlarda bulunmuştur:

“Alparslan Kuytul Hoca, Müslümanların zararına olabilecek durumlarda mesul gördüğü kişileri ya da makamları iyi niyetle ikaz etmeyi Müslüman olmanın bir gereği olarak görmüştür.

Bu uyarı ve nasihatleri içeren videolar bazı çevreler tarafından manası değişecek şekilde kırpılarak medyaya servis edilmiş ve Alparslan Kuytul Hoca hakkında karalama kampanyası yürütülmüştür.

Kırpılmış videolar ile Alparslan Kuytul Hocayı FETÖ, PKK, DAEŞ ve EL-KAİDE örgütlerine mensupmuş gibi göstermeye çalışıyorlar. Özellikle 15 Temmuz darbesi, Afrin Operasyonu ve Hükümetin bazı faaliyetleri hakkında yaptığı konuşmalar manası bozulacak şekilde kırpılarak toplumda Furkan Vakfı aleyhinde bir algı oluşturulmaya çalışıldı. 30 Ocak operasyonunda bu kırpılmış videoların önemli bir etkisinin olduğunu düşünüyorum. 

Mesela Afrin Operasyonu hakkındaki konuşmasından ‘girmesi var bir de çıkması var, girersin ama çıkamazsın’ kısmının kırpılarak tutuklamaya gerekçe olarak gösterildiğini görüyoruz. Hâlbuki konuşmanın aslını izlediğimizde hükümeti iyi niyetle uyardığı açık bir şekilde görülmektedir. İlgili konuşmaların bir kısmını sizlerle de paylaşmak istiyorum” diyerek sözlerine şu şekilde devam etmiştir:

Afrin Hakkında yaptığı konuşma:

‘Belki de Türkiye’yi tuzağa çekiyorlar. Amerika, Türkiye’nin ne yapacağını tahmin etmeden mi bunu yaptı? Herkesin gözünün içine soka soka, tırlar kameraların önünde gidiyorlar. Üzerinde zırhlı araçlar, uçak savarlar… Bu Türkiye’yi tahrik etmektir… Girmesi var, bir de çıkması var. Girersin ama çıkamazsın. Amerika, Irak’a girdi, çıkamadı yıllarca, Afganistan’a girdi, çıkamadı… Girmek kolay, çıkmak zordur. Amerika, onlara (PYD) şimdi 4900 tır silah verdiyse orda kaç bin askerimizi kaybederiz bilmiyorum. Allah göstermesin. Yani bu iş bir tuzak olabilir. Amerika sanki göz göre göre Türkiye’yi orada bataklığa çekiyor.’

Tutuklamaya gerekçe gösterilen bir diğer konu ise ‘Darbeye Hayırlı Olsun’ dediğine yönelik iftiradır. Konuşmanın aslını incelediğimizde “Bu darbenin İslami faaliyetlere darbe olmamasını ve Müslümanların hayrına olmasını” ifadesinin geçtiğini görüyoruz. Bildiğimiz gibi Sayın Cumhurbaşkanımız da 15 Temmuz gecesi ‘bu olay Allah’ın bize büyük bir lütfu oldu’ifadesini kullanmıştı. Kullanılan iki ifade de başımıza gelen bu musibetin iyi olaylara vesile olması için bir temenniden ibarettir. 

İlgili konuşmanın aslı şu şekildedir:

‘Ders esnasında, belki siz internetten takip etmişsinizdir, ben yeni haber aldım. Saat 22.00 civarında TSK ülke yönetimine el koymuş ve şu anda darbe yapılmış vaziyette. Bu darbe ortamında yüzbinlerce insan belki de içeri alınacak, belki biz de onlardan biri olacağız. Bundan sonra ne olacağı karanlıktır. Allah milletimizin başına kaldıramayacağı sorunları çıkarmasın. Bu darbenin İslami faaliyetlere darbe olmamasını ve İslami faaliyetlerin bundan olumlu yönde etkilenmesini ve Müslümanların hayrına olmasını vesile kılsın. Biz her ne kadar bu hükumeti tenkit ettiysek de darbeyle devrilmiş olmalarından memnun olmayız. Bu darbenin nereye gideceği belli olmaz. Allah, suçsuz olanları korusun… Hakkınızı helal edin’

Bu iki konuşmaya benzer birçok konuşma söz konusudur. Bu konuşmalar terör örgütü üyeliği suçlamasına delil gösteriliyor. Bir toplumda herkes susarsa, yöneticileri hiç kimse tenkit etmezse, iyi niyetle uyarılarda bulunanlar terör suçlamasıyla susturulmaya çalışılırsa o memleketin ilerleme kat etmesi mümkün değildir. Merhum Akif’in dediği gibi:

                ‘Sahipsiz vatanın batması haktır, 

                Sen sahip çıkarsan bu vatan batmayacaktır.’

Operasyona sebep olarak gösterilen bir diğer konu ise Furkan Vakfı’nın İskenderun ve Adana’da düzenlemek istediği basın açıklamalarına emniyet mensuplarının orantısız bir şekilde müdahale etmesi sonucu yaşanan olaylardır. Bu iki olayda da barışçıl bir şekilde toplanma hakkını kullanmak isteyen kişilere emniyet mensuplarının çok ağır bir şekilde müdahale ettiğini görüyoruz. Polisin aşırı ve orantısız müdahalesine rağmen basın açıklamasına katılan kişilerden hiç kimsenin polise karşılık vermemesi de toplantının barışçıl olduğunun bir göstergesidir.”

 “Halkı Kin Ve Düşmanlığa Alenen Tahrik Etme” Suçundan Beraat Etti:

Bütün bu gelişmelerin sıra Hocaefendi 30 Ocak 2018 tarihli baskına gerekçe olarak gösterilen “Halkı Kin Ve Düşmanlığa Alenen Tahrik Etme” suçlamalarından 21 Mayıs tarihinde beraat etti. Hâkim,  incelediği konuşmalar neticesinde; herhangi bir suç unsurunun bulunmadığı, mezkur konuşmaların anayasal bir hak olan ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği; konuşma içeriklerinin çoğunlukla dini konuları kapsadığı, eleştiri olarak değerlendirilebilecek kısımların ise halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmediği bu sebeplerden dolayı isnat edilen suç unsurlarının oluşmadığı yönünde karar verdi.

Okumak için tıklayınız: http://www.furkanhaber.net/alparslan-kuytul-hocaefendi-o-davadan-beraat-etti/20045/

8 Şubat itibariyle “terör örgütü üyeliği” kapsamında tutuklu yargılanan ve bu sebeple bir çok hakları kısıtlanarak ve insanlarla ilişkisi kesilerek tecrit zulmüne maruz bırakılan Alpaslan Kuytul Hocaefendi’nin ve Kurucusu olduğu Furkan  Vakfı’nın hiç bir terör örgütü ile irtibatı olmadığının belgesi ortaya çıkmış ve geçtiğimiz günlerde Hocaefendi’nin Avukatı Adem Tural, “Furkan Vakfı’nın ve Hocaefendi’nin terör örgütleriyle bağlantısının olmadığına dair” dosyada yer alan istihbarat raporunu yayınlamıştır.

Terör örgütleriyle bir bağlantısının bulunmadığı üzerine MİT raporu:

(Raporlar, belgeler hakkında yukarıda kısmi olarak yer alan tüm açıklamalar ve Hocaefendi’ye ait cevaplar için tıklayınız:https://alparslankuytul.com/2018/iste-o-belge.html  )

Furkan Vakfı  ve Alparslan Kuytul Hocaefendi’nin FETÖ bağlantısının olmadığına dair emniyet raporları:

( Okumak için tıklayınız: https://alparslankuytul.com/2018/alparslan-kuytul-hocaefendiyi-aklayan-3-belge.html )

Hocaefendi’nin bazı meselelerde hükümet aleyhinde yaptığı konuşmanın sebebi sorulduğunda verdiği cevap şu şekildedir:

 “Biz muhalefet partisi gibi her şeye muhalefet eden insanlar değiliz. Tenkit ettiğimiz şeyde olur, takdir ettiğimiz şeyde olur. Biz İslam namına görüşümüzü ortaya koyuyoruz. Hangi hükümet olursa olsun hakikatleri konuşmak bir müslüman olarak bizim vazifemizdir.”

Şimdi VGM raporlarını sunuyoruz:

  1. 15 Temmuz Demokrasi nöbetleri hakkında Hocaefendi’nin göstermiş olduğu tavır yine aynı hizmetlere binaen kesilerek medyaya servis edilmiş ve Hocaefendi darbe yanlısı bir tutum ile ağır bir ithama maruz almıştır. Hatta bu konuda bir şahsın Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne şikâyette bulunarak “darbe sevici Furkan Vakfı’nın bir an önce kapatılmasını istiyoruz” dediği görülmüştür. Bu ağır söylemlere karşılık Vakıflar Genel Müdürlüğü araştırma yaparak videonun aslına ulaşmış ve bu videoda suç teşkil eden bir hususa rastlanmadığı yönünde cevap vermiştir.

https://alparslankuytul.com/2018/darbeye-hayirli-olsun-iftirasina-vgmden-vakiflar-genel-mudurlugu-cevap.html

  1. Hocaefendi’ye ait olan fakat ters montajlama yoluyla çarpıtılarak kamuoyuyla paylaşılan ‘’Kalemi kırılmıştır” videosu üzerine VGM’den açıklama geldi.

Ve bu konu ile alakalı 29.08.2016 tarihli dilekçe ile şikâyette bulunan N.A isimli bir şahıs bahsi geçen videoların asıllarını inceledikten sonra önceki videolarda yapılan çarpıtmalarını fark ettiğini ve şikâyetini geri çektiğini ifade etti.

( İşte o belgelerin linkleri, okuma için tıklayınız:  http://www.furkanhaber.net/alparslan-kuytul-hocaefendi-nin-kalemi-kirilmistir-sozunun-carpitildiginin-delili/24450/ )

Yazımızın başından itibaren Hocaefendi’ye isnat edilen suçları tek tek ele aldık. Hakkındaki şikâyetlere değindik ve tüm bu isnat ile şikâyetlere verilen cevapları yahut cevapların asıllarına kaynağına uygun olarak sizlerle paylaştık. Bu belgeler bugün (8Kasım) mahkemesi görülmekte olan Hocaefendinin, suçsuzluğunun ispatıdır.  İstihbarat Raporu’nun sonuçları ile Hocaefendinin hakkı adalete uygun olarak kendisine verilirse görülecektir ki 30 Ocak’tan bu yana Alparslan Kuytul Hocaefendi çok çeşitli ve derin algılarla halk gözünde itibarsızlaştırmaya çalışılmış ve terör örgütleriyle mensubiyet addedilerek iftira dolu haberler yapılmıştır.

Fakat biz, adalet tecelli etse de etmese de konuyu her yönüyle ele alan yazımızda görüldüğü gibi açık yüreklilikle:

Tetikçi-yandaş medya aracılığıyla ortaya atılan iftiraların ve Hocaefendi hakkında iddia edilen ‘terör örgütü propagandası yapmak’ suçlamasının gerçekle hiçbir alakasının olmadığı belgelerle ispat edilmiştir. Onun suçsuzluğunu tüm dünya biliyor. Daima tevhid üzere alnı ak yaşayan kıymetli hocamız hakkında yapılan ve çarpıtmalar vasıtası ile gerçekmiş gibi gösterilen tüm iddiaların tamamıyla çökmüş olduğunu tüm halkımıza beyan ediyoruz.

Şimdi, mahkemeden çıkacak sonuç bekleniyor…

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here