8 Şubat 2018 tarihinden beri haksız bir şekilde Bolu F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan Muhterem Alparslan Kuytul Hocaefendinin, 08 Mart 2019 tarihinde ailesi ile yapmış olduğu telefon görüşmesinin ses kaydı yayında.

TEVHİD BİRLİK VE BERABERLİĞİ SAĞLAR

HANGİ MEDENİYET?

Alo Selamun Aleykum Ben Alparslan Kuytul,nasılsın iyi misin? Çok şükür, hamd olsun biz de iyiyiz. Annem nasıl? Çocuklar nasıl? Evde misin? Kim var? Misafir felan var mı? Yok, öylesine sordum. Yarın geliyor musunuz?

Geçen Tevhidin faydalarına biraz temas etmiştim ona biraz daha devam edeyim.

-Tevhid güçlü bir toplum, güçlü bir devlet ve ümmet meydana getirir demiştim. Hatta Peygamberimiz de “Sizi öyle bir kelimeye davet ediyorum ki onu söylediğinizde hem Araplar hem Arap olmayanlar size boyun eğecekler. Dünya devleti olacaksınız” demişti ve gerçekten de öyle oldu. Onun devamı olarak;

-Tevhid birlik ve beraberliği de sağlar! Yani tek bir medeniyetin meydana gelmesini sağlar. Birden fazla medeniyet var oldukça çatışma kaçınılmazdır. Medeniyetler ittifakı bir hayalden ibarettir! Birden fazla medeniyet varsa çatışma da vardır. İstemeseniz de olur çünkü medeniyetleri inançlar kurarlar ve inançlar ittifak etmezler, çatışırlar. O yüzden yeryüzünde tek bir medeniyet olmalı…

Burada da “Hangi medeniyet?” diye bir soru ortaya çıkar. Birçok medeniyet var hangi medeniyet? İngiliz Medeniyeti mi, Yunan Medeniyeti mi, Türk Medeniyeti mi, Arap Medeniyeti mi, Amerika Medeniyeti mi? Dolayısıyla herkesin kabul edeceği sadece Allah’ın medeniyetidir! Diğerlerinde ittifak mümkün değildir. Eğer herkes Allah’ın gönderdiğine itaat eder ve O’nun gönderdiği insani ve ahlaki değerleri kabul ederse o zaman çatışma olmaz. Böylece yeryüzünde birlik ve beraberlik sağlanmış olur. Aksi halde hiçbir konuda birlik-beraberlik sağlanamaz.

Sanayi toplumunun ahlaka uygun gördüğünü, tarım toplumu ahlaksızlık olarak görürse, zenginin ahlaka uygun gördüğünü fakir ahlaksızlık olarak görürse, 18. asrın insanlarının ahlaka uygun gördüğünü, 20.asrın insanları ahlaksızlık olarak görürse velhasıl nesiller arasında da babanın ahlaksızlık olarak gördüğünü çocuk ahlaka uygun görecek olursa hem toplumlar hem de nesiller arası çatışma kaçınılmaz olur. Dede, baba ve çocuk hepsi aynı yerden beslenip aynı kaynaktan alarak, tek otorite olarak Allah’ı görürlerse, Allah’tan başka otorite kabul etmezlerse ancak o zaman ittifak mümkün olabilir ve nesiller arası çatışma olmaz. Aynı şekilde toplumlar arası çatışma da olmaz ve bunun tek yolu budur. Böylece tevhid inancı, Allah’tan başka bir ilahı ve otoriteyi kabul etmediğimiz zaman aslında o zaman bütün toplumlar insani ve ahlaki değerleri Allah’tan almış olacaklar ve tüm coğrafyalarda tüm nesiller aynı insani ve ahlaki değerleri kabul edecekler. İşte o zaman ancak birlik beraberlik ve huzur sağlanabilir, savaşlar engellenebilir. Bunun başka bir yolu yoktur.

Tevhid kendisi zaten birlemektir. Allah’ı tek otorite olarak görmektir ve bu birleme inancı aslında birlik ve beraberliği de sağlayan bir inançtır.  Aksi halde nesiller arası çatışma kaçınılmaz. Bir asırda doğru kabul edilen başka bir asırda yanlış kabul edilir, hatta aynı asırda yaşayanlar da. Türkiye’nin kötü gördüğünü Suriyeliler güzel görür. Suriye’nin güzel gördüğünü Amerikalılar kötü görür. Velhasıl sürekli olarak bir çatışma ve gerginlik, birbirini ahlaksızlıkla, yanlış yolda gitmeyle itham etmeler çoğalır ve bunun sonucunda yeryüzünde huzur diye bir şey kalmaz. Tevhid işte birliği beraberliği sağlar. Çünkü o zaman hepimiz aynı kaynaktan almış olacağız nefislerimizden, insanlardan, ideolojilerden almayacağız, Allah’tan alacağız. Allah’tan aldığımız zaman birlik ve beraberlik mümkün olacak.

-Tevhidin diğer bir faydası da Tevhid fıtratla uyumlu yaşamayı sağlar. Eğer Allah’tan alırsak Allah’a itaat edersek, “Allah’tan başka ilah yok o halde Allah’a itaat etmeliyiz” diye düşünerek bunu şart görüp böyle iman edersek o takdirde fıtratımızla da uyumlu yaşamış oluruz. Çünkü o kanunları gönderen de Allah, bizi yaratan da Allah. Gönderdiği kanunlar fıtratımıza uygundur. Allah kendi yarattığına aykırı bir kanun göndermez, insanı nasıl yarattıysa ona uygun kanunlar göndermiştir. Ama insanlar böyle değiller, insanlar insanı tanımıyor.

Konferanslarda Alexis Carrel’in sözünü anlatırdım: “İnsan çok karışık bir varlık biz insanı tanımıyoruz” diyor ve bunun için başka çözüm yolları söylüyor. Halbuki insanı yaratan var başka çözüm yollarına gerek yok. İnsanı tanımak için insanla ilgili bilgiler onu yaratandan alınabilir ve insana uygun kanunlar Allah’tan alınabilir. Böylece insanın şu hayatta bağlı kalmış olduğu kanunlar kendiyle, fıtratıyla çelişmemiş olur ve psikolojik sorunlar azalır. Bugün yeryüzünde çok büyük bir buhran var ve özellikle gençlik buhran ve bunalım içerisinde. İntihar edenler, uyuşturucu kullananlar her gün çoğalıyor, şu anda dünyada psikiyatristlerin kapısında kuyruk var. Bunun sebebi aslında Tevhide iman etmemek, Allah’ı tek otorite olarak görmemek. İnsan Allah’a itaat etmeyip kendi nefsine göre davrandığı zaman da bir sürü sorunla karşılaşmış oluyor. Psikolojisi bozuluyor. Onun için Tevhid ile fıtratımızla uyumlu bir hayat yaşamış oluruz. Çünkü Tevhid yani Allah’ın otoritesi, Allah’ın kanunlarını almayı gerektirir. Allah’ın yapın dediğini yapmayı, uzak durun dediğinden uzak durmak gerektirir. Biz onu yaptığımız zaman fıtratımızla uyumlu olmuş oluruz. Çünkü zaten fıtratımızı da bizi de yaratan Allah ama bize kanun koyan, bize insani ve ahlaki değerleri öğretenler başkaları olduğu zaman işte o zaman çatışma oluyor. Allah’ın verdiği fıtrat ile başkalarının koyduğu kanunlar ya da insani ahlakı değerler Allah’ın verdiği fıtratla çatışıyor işte o zaman bunalımlar meydana geliyor. Aslında bugün dünyadaki bunalımların temelinde bu yatıyor.  Aslında bundan devletleri idare edenler sorumludurlar.

Daha çok şeyler var anlatacağım ama burada bırakalım. Senin söylemek istediğin bir şey var mıydı? Kimlerle geliyorsunuz?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here